Language notice: This content is published in Turkish and is presented without translation.
Bu yazıda bir süre sabredeceksiniz çünkü başlığa koyduğum soruya yazının sonlarına doğru yanıt vereceğim. Önce analog olan kendi hayatımızın ekonomisi ile başlamak istiyorum. Yıllar önce uluslararası bir teknoloji şirketinin davetlisi olarak New York’a gitmiştim.
W Hotel’de dört beş günlük bir program yapmışlardı. Ben, “Çarşamba günü dergiyi basıyoruz. Dijital ekini yönetiyorum. Bu yüzden çok kalamayacağım” deyince, New York programı pazar uçağa biniş; pazartesi 16:00’da New York’a iniş ve salı 16:00’da dönüş uçağına binişe dönüştü. Davet eden şirket bu duruma bakıp benim ne tür biri olduğuma karar verememiş olmalı ki, basından ayrı özel bir program hazırlamış.
Rötarlı inen uçaktan çıkıp bavulumu aldıktan sonra çıkışa gittiğimde kimseyi göremedim. Biraz sonra yaşlı ama dinç bir adam geldi. Sanırım İtalyan kökenliydi. Çok insan kalmadığı için birbirimizi bulduk ve araca geçtik. Limuzin göndermişlerdi. Tabii o zamanlar bu tür bir lükse çok alışık değilim; beni alan ağabey ile hemen kaynaştık ve sohbet başladı. Adam, “Hayatım boyunca çok çalıştım ama değdi. Tam 250 milyon dolarlık bakkaliye-manav (grocery) işi kurduk” dedi.
Bir şey anlamadım. O zaman bizim şirketler uçuyor. 2007’de Turkcell’in piyasa değeri 25 milyar doları aşmış, 250 milyon dolar ne? Bugün sürdürülebilir bir 250 milyon dolarlık işin ne anlama geldiğini daha iyi anlıyorum. Bu işi kurmakta çalışan ağabey 70 yaşını aşmasına karşın haftada iki gün limuzin şoförlüğü yapıyormuş. Bu hikayeyi kuruluş tarafı için bir kenara yazın.
Sokağın ekonomisinin dersleri
İşin ekonomi boyutuna gelince... Geçen gün Kadıköy çarşısında yeşilliklerimi aldım. Birkaç parça şey 60 lira tutunca kıyamadı, poşete bir maydanoz sokuşturdu. Hediye. “1 Eylül’de balık sezonu açılınca fiyatlar ikiye katlanacak. Bu malları ben nasıl satacağım?” dedi. İzin almadığım için adını kullanmıyorum. Bu arkadaş yıllar önce dükkana geçmeyi denemişti ama yanında adam çalıştıracak kadar kazanmadığı ve aylık beyanname verme, muhtasar gibi prosedürlerle uğraşırken dükkanı kapatmak zorunda kaldığı için tekrar tezgaha geçmişti.
Yine geçen ay ilk defa şeftali aldığım bir seyyar, geri dönüp alışveriş yapmamı fiyat etiketine bağlayınca, “Daha ucuza satardım ama bugün hale gönderdiğimiz arkadaş pahalı almış” dedi ve bir çilek ikram ederek hem gönül aldı hem de çapraz pazarlama yaptı. Halbu ki ben şeftalinin iyi olduğunu fark ettiğim için dönmüştüm.
Bir başka seyyar ağabeyimden de yılın ilk düzgün kayısısını aldım. Ağabey, güzel görünen tatsız kayısılar için de, “Onlar buzhanedir. Buzhane malı almam. Hem tatsız hem pahalı olur. Bunlar ağacından” dedi. Uygun fiyatla verdi.
Günlük mal alıp satma üzerinden dönen bu işler güzel ancak, yapanın hayatını sürdürmesi dışında bir ekonomi yaratmaktan çok uzak. Bu durumu görünce, New York’taki ağabeyin hikayesi anlam kazandı. İki hikayeyi birleştirince bir “dijital ekonomi ile kalkınma stratejisi” hikayesi kurgulamak mümkün oldu.
Yeni bir ekonomi için ABD’nin dijital deneyimi
Rahmetli annem, seyyarları ve esnafı tek tek tanır alışverişini belirli bir denge içinde yapardı: Oğlunu okutan limoncusu, yeni evlenmiş manavı, balıkçısı, yeşillikçisi... Zincir marketlerde bile insanları tanıyarak alışveriş yapmayı sürdürdü. Bu ikisinin birbirini taşıdığı ekonomik modelin sonuna geldiğimizi hissediyorum. Yükselen fiyatlar, düşen alım gücü ve anlata anlata bitiremediğimiz e-ticaretin alışverişi dönüştürme etkisi, yeni bir ekonomi kurgulamayı gerektiriyor. Bunu yaparken de Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok.
ABD’nin Püf Noktası’nda aktardığım veri analitiğinin üzerine biz ne ekleyebiliriz. Öncelikle işe, e-ticaretin bu büyümede sadece yüzde 25’lik paya sahip olduğuna dikkat edip diğer iki kaleme de odaklanmak gerektiğini anlayarak başlayabiliriz. Sonra da 3,3 trilyon doların ABD ekonomisinin yüzde 10’u ve bizimkinin yaklaşık beş katı ettiğini görerek işin ciddiyetini idrak edebiliriz. Devam edeceğim.
PÜF NOKTASI
ABD’nin dijital ekonomisi, 2005 ile 2020 arasında iki katın üzerine çıkarak 1,6 trilyon dolardan 3,3 trilyon dolara çıkıyor. ABD Ticaret Bakanlığı bünyesinde yer alan Ekonomik Analiz Dairesi’nin (Bureau of Economic Analysis), verisini gözden geçirerek yayınladığı yeni sonuçlardaki kırılım dikkat çekici.
Sadece son dönemi ele almak bile işin aslını görmek için yeterli. 2020 verisine dayanan analizi, bu yıl da ABD’de dijital ekonominin 3,3 trilyon dolarlık gayrisafi hasıla yarattığını gösteriyor. 2019 için verilen 3,17 trilyon dolarlık düzeyin üzerinde yüzde 3,8’lik reel büyüme gösteren dijital ekonominin hasıla kırılımı, e-ticaret konusunda dikkat çekmek istediğim noktaya işaret ediyor.
Bunun yüzde 44’ünü fiyatlanan dijital servisler (Rahmetli babamın deyimiyle ücreti mukabili sunulan) dijital hizmetler oluştururken yüzde 31’i altyapıdan ve yüzde 25’i e-ticaretten geliyor. Bu alanlar sırasıyla 1,45 trilyon dolar, 1,02 trilyon dolar ve 831 milyar dolar gayrisafi hasıla yaratırken 2019-2020 büyümeleri de sırasıyla yüzde 1,3, yüzde 6,5 ve yüzde 5,2 oluyor. Burada dikkatinizi çekmek istediğim nokta, fiyatlanan dijital servislerden kaynaklanan büyümenin dört-beş katının diğer alanlarda ortaya çıkıyor olması.
Kaynak: Dünya Gazetesi
Ventur Gümrük Müşavirliği tarafından derlenmiştir.